Sektör Haberleri
SolarPower Europe CEO’su Hemetsberger’den GES Dergisi’ne özel açıklamalar

SolarPower Europe Ceo’su Walburga Hemetsberger, GES Dergisi’ne özel açıklamalarda bulundu. SolarPower Europe’un yeni dönemdeki faaliyetleri hakkında bilgiler veren Hemetsberger, Türkiye’de güneş enerjisinin mevcut durumu ve olanaklarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Walburga Hemetsberger
2030 yılı itibariyle güneşten, diğer enerji kaynaklarından daha fazla enerji üretiliyor olmasını amaçlayan Avrupa güneş endüstrisi birliği SolarPower Europe’un CEO’sudur.
Tecrübeleri arasında, Avrupa Temsil Ofisi VERBUND’un dokuz yıl başkanlığı, Alman Kamu Bankaları Kuruluşu’nda ve Kamu Bankaları Kuruluşu’nda Finans ve Sermaye Piyasaları Danışmanlığı, Haarmann Hemmelrath’da rekabet avukatlığı ve DG Rekabet Birleştirme Denetimi Gücü mevcuttur. Walburga, aynı zamanda Hydrogen Europe Yönetim Kurulu Başkanlığında da bulunmuştur.
Bize SolarPower Europe’dan bahsedebilir misiniz?
1985’ten bu yana, SolarPower Europe, Avrupa güneş endüstrisi kuruluşudur. Üreticilerden kurulumculara, araştırma enstitülerinden proje geliştirmecilere ve daha birçoğuna, tüm güneş zincirini temsil eden 200’ün üzerinde üyesi tarafından yönetilen bir kuruluşuz. Amacımız, 2030 yılında güneş ile, diğer enerji kaynakları ile üretilenden daha çok enerji üretiliyor olmasını sağlamak. Güneş çekirdeği oluşturacak şekilde enerji geçişini hızlandırmak için çok geniş spektrumda hükümetlerarası organizasyonlar, enstitüler ve örgütler ile çalışıyoruz.
İşimiz, dijitalleşmeden depolamaya, yapıla bütünleşik fotovolatiklere (BIPV), bakım ve işletmeye (O&M), yükselen piyasalardan solar mobiliteye, güneş sektöründe geniş bir aralıktaki başlıkları ve eğilimleri kapsamaktadır. Üyelerimizin desteği ve katılımıyla, raporlar yayınladığımız, webinarlara, seminerlere, etkinliklere ev sahipliği yaptığımız bir dizi çalışma kolunu koordine ediyoruz. Yıllık olarak beş en önemli etkinliği düzenliyoruz: SolarPower Zirvesi, Yaz Ortası Kutlaması, RE-Source, Digital Güneş Enerjisi ve Depolama, Bakım ve İşletme ve Varlık Yönetimi.
Güneş enerjisinin mevcut durumunu ve potansiyelini göz önüne aldığınızda Avrupa’daki genel görünümü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa’da güneş enerjisindeki büyüme bakımından, yeni, heyecan verici bir dönem. 2018’de, 28 AB ülkesinde güneş enerjisi, önceki yıl yeni kurulan 5.9 GW kapasiteye göre %36 artış göstererek 8.0 GW’ya yükseldi. Avrupa’da güneşe enerjisi kurulumları, toplamda, 2017 yılındaki 9.2 GW’dan 2018 yılında 11 GW’ya %20 oranında artış gösterdi.
2019, Avrupa için, güneş enerjisinde daha da iyi bir yıl olacak. Tahminlerimiz, 2019 yılında güneş enerjisi talebinin %80’in üzerinde büyük bir artış göstererek 20.4 GW’ya, 2020 yılındaysa %18 artışla 24.1 GW’ya yükseleceğini öngörüyor ki, bu da Avrupa’da 2011 yılında eklenen 22.5 GW’yı da geçerek yeni bir kurulum rekoru olacak. Bu yıl, Fransa, İtalya ve İspanya’nın tümünün GW ölçeğinde yıllık kurulum düzeyine erişmesini bekliyoruz.
Bloomberg Yeni Enerji Forumu’na (BNEF) göre, en düşük maliyetli ve en kolay uygulanabilen temiz enerji biçimi olan güneş enerjisi, enerji üretiminde uzun vadede baskın çıkacak; bu senaryoda Avrupa’da yenilenebilir enerji %86’lık paya erişirken, güneş enerjisinin de 1,400 GW’ya eşdeğer, %36 paya sahip olması bekleniyor.
Güneş enerjisi, aynı zamanda, Avrupa’da en yüksek düzeyde desteği görüyor; Avrupa Sosyal Anketi’ne (ESS) göre Almanların %89’u, İtalyanların %85’i, ve Fransızların %85’i tercihlerinin bu yönde olduğunu belirtiyorlar. Bunun nedeni, güneş enerjisinin en demokratik ve merkezsizleştirilmiş enerji biçimi olması; herkes, ev, okul, hastane ya da işyeri olsun, her yere kurulum yapabilir.
Dolayısıyla, Avrupa’da güneş enerjisinin geleceği parlak!
SolarPower Europe tarafından başlatılan yeni kampanyayla Avrupa’da yenilenen ve yeni yapılan bütün binalara solar paneller yerleştirilmesinin AB yasalarına dahil edilmesi amaçlanıyor. Çığır açacak bu kampanyanın çok destek bulacağına kesin gözüyle bakıyoruz. Genel tepki nasıl?
SolarPower Europe, AB’de yenilenen ya da yeni yapılan binalarda güneş panellerinin yerleştirilmesi gerektiği konusundaki yeni kampanyasını yakın zamanda başlattı. İklim değişikliği konusunda acilen eyleme geçmemeiz gereken bir zamanda, binaların güneş paneli olmaksızın inşa edilmesi ya da yenilenmesi artık anlam taşımıyor. AB’de tüm yeni ve yenilenen yapılara güneş paneli yerleştirmek, yılda 4 milyon tondan fazla CO2 tasarrufu yapılmasını ve Avrupa hanelerindeki elektrik faturalarının hafiflemesini sağlar. Ev sahibi ya da kiracı olun, güneşe yatırım yapmanın maliyeti azdır: Tahmini 10 yılda maliyetini karşılar, 30 yıla kadar da garantilenmiş yaşam ömrü vardır.
Kampanyamıza, Kaliforniya’da yakın zamanda kabul edilen, 2020’den itibaren inşa edilecek meskenlerin çatılarında güneş paneli bulundurmasını zorunlu hale getiren kanun esin kaynağı oldu. Balearik Adaları Parlamentosu (İspanya), diğer ölçütlerle birlikte otoparklara ve yeni binalara PV panellerinin dahil edilmesini mecbur tutan kanunu onayladı. Almanya’nın Tübingen şehrinde, tüm yeni meskenlerde ve ticari yapılarda güneş enerjisi kurulumu yapılması zorunludur.
Tüm Avrupalılara, AB yasalarına, yeni ve yenilenmiş yapılara güneş panellerinin girmesi için çabalayan online kampanyamızı imzalamaya çağırıyoruz. Politikacılardan kuruluşlara, enstitü ve kurumlara çeşitli paydaşlar kampanyamızı imzalamış durumdalar. Tabii ki inşaat sanayisi ve mimarlar da dahil tüm paydaşlarla işbirliğine açığız. Genelde, geri dönüşler olumlu oldu ve kampanyamızı Kasım’da Avrupa Komisyonu’na ve Avrupa Parlamentosu’na sunmayı dört gözle bekliyoruz.

Dünyada enerji dönüşümü yaşanırken özellikle istihdam geçişkenliği konusunda olumlu sayılar günden güne yayınlanıyor. İstihdam konusunda güneş enerjisinin rolü nedir?
Güneş enerjisi sanayisi, küresel yenilenebilir enerji sektöründe, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na (IRENA) göre kurulumu yapılan her watt kapasitesinde, 2018 yılındaki 3,6 milyon istihdamla, fosil yakıtlar ve yenilenebilir enerji kaynaklarının her ikisi için de, diğer herhangi bir enerji üretim kaynağından daha fazla istihdam sağlayan en büyük işverendir.
Güneş enerjisinin Avrupa’daki istihdamda kuvvetli bir olumlu etkisi mavcuttur. Üretilen her bir terawatt saat enerji için, güneş enerjisi AB’de 1,100 yeni istihdam sağlar. Bu, özellikle nükleer, kömür ve gaz olmak üzere, diğer herhangi bir enerji sanayisi branşının birkaç katıdır.
AB’deki güneş enerjisi istihdamının dörtte üçü üretim sonrası işlerindedir. Bu istihdam olanakları, yerel zeminde ortaya çıkar, deniz aşırı ihraç edilemez ve dolayısıyla uzun vadede sosyoekonomik gelişmeye katkıda bulunamaz. AB desteğindeki küçük ölçekli güneş enerjisi kuruluşları, büyük ölçeklerin eklediği katma değer ve istihdamın neredeyse üç katını sağlamışlardır. Bunun nedeni, 115 GW değerindeki kurulu güneş enerjisi kapasitesinin üçte ikisinin çatı sistemleri olması, yani kurulum söz konusu olduğunda daha emek yoğun niteliğe sahip olmalarıdır.
Güneş, kömürdeki azalmadan etkilenen bölgelerde de isithdam ve yeni sanayi için önemli fırsatlar arz eder. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin (JRC) bir çalışmasında, özellikle yapım aşamasında, eski kömür bölgelerinde güneş enerjisi kurulumun, bölgede istihdamın ortaya çıkarılmasına ve yeniden işbaşı yapılmasına katkı yaptığı sonucuna varılmıştır. JRC’ye göre, güneş enerjisi, özellikle eski kömür madencilerinin istihdam edilmesi ve bölgesel gelişmenin sürdürülmesine destek olunması bakımından uygun.
Kısacası, güneş, tüm dünyada temiz, güvenlikli ve güvenceli istihdam sağlıyor.
Yenilenebilir enerjide kurumsal kaynaklar büyük bir eğilim haline geliyor. Potansiyeli nedir ve Avrupa’da bu nasıl süratlendirilebilir?
Yenilenebilir enerji için kurumsal kaynaklar bulunması dünya çapında büyük bir iş fırsatı haline geliyor. Bu da kurumların ekonomik rekabet gücünü artırıyor ve karbon ayak izlerini azaltıyor. Avrupa’da, son beş yılda, Enerji Satın Alma Anlaşmaları (PPS) ya da doğrudan saha kurulumları yoluyla 16 GW karşılığı bulunan yeni yenilenebiliir enerji kaynağı kontratı yapıldı.
Avrupa’da, bazı engeller kalsa da, yenilenebilir enerjide kurumsal satın alma için büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Tam potansiyelin açığa çıkarılması için, politikacılar, yakın zamanda yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Yönergesinin gerektirdiği şekilde kurumsal satın almanın önündeki tüm yasal ve idari engelleri kaldırmalılardır ki, İskandinavya’da, Hollanda’da ve İngiltere’de daha önce ulaşılan başarı tekrarlanabilsin.
Uzun vadeli Orijin Garantisi (OG) sahipliğinde berraklık ve kesinlik, kurumların yenilenebilir elektrik satın almakta olduklarından emin olmaları bakımından önemlidir. Riskleri en aza indirmek ve katılımı en yüksek düzeye çıkarmak için saha içi ve dışı çözümlerden, çoklu-kurumsal yenilenebilir enerji satın alma sözleşmelerine, çok çeşitli tedarik modellerine ve piyasa ürünlerine imkân tanınmalıdır. Kurumların, maliyet etkinliği en yüksek yenilenebilir enerji çözümlerini uygulama fırsatlarını en yüksek sayıya çıkaracak sınır ötesi yenilenebilir enerji işlemlerinde yetkilendirilmesine izin verilmelidir.
SolarPower Europe, WindEurope, RE100 ve WBCSD ile birlikte, kurumsal yenilenebilir enerji kaynak kullanımında temiz enerji satın almacılarını ve tedarikçilerini temsil eden hissedarlardan oluşan bir Avrupa birliği olan RE-Source platformunu uygulamaya almıştır. Bu platform, AB’de ve ulusal düzeyde kurumsal yenilenebilir enerji kullanımında daha iyi bir çatıyı destekleyecek etkinlikleri koordine eder ve bunların kaynaklarını bir havuzda toplar. Daha çok firma enerjilerinin %100’ünü yenilenebilir enerjiden karşılama kararı aldıkça, yenilenebilir enerjide kurumsal satın alma sadece ve sadece artacaktır. Burayı izlemeye devam edin!
Geçtiğimiz günlerde IEA Başkanı Fatih Birol, Türkiye’nin, son 5 yıl içerisinde yenilenebilir enerjide kurulu güç artışında Avrupa üçüncüsü olduğunu açıkladı. Türkiye’nin güneş enerjisi açısından gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anda, Türkiye Avrupa’da ikinci en büyük güneş enerjisi piyasası durumundadır ve henüz dokunulmamış, 500 GW’a ulaşabilecek potansiyeli bulunmaktadır. Türkiye’deki PV piyasası 2018 yılında, 2017 yılındaki rekorundan az olsa da, çok süratli bir şekilde büyümeye devam etti.
Türkiye’deki mevcut çatı yüzölçümünün en az üçte biri, güneş enerjisi kurulumuna uygun görünmektedir, bu da 467 milyon m² alana karşılık gelir. Bu çatıların tümüne güneş enerjisi yerleştirilse, 23,000 MW meskenlerde; 21,000 MW sanayii ve ticari çatılarda ve 2,000 MW kamu kuruluşlarının çatılarında olmak üzere toplam 46,000 MW yapacaktır.
Türkiye dünyada en hızlı büyüyen enerji piyasalarından biri olarak görülüyor; güneş enerjisi için çok büyük potansiyeli var!

SolarPower Europe bundan sonra ne yapacak?
İlk önceliklerimizden biri Avrupa güneş sanayisi için endsütriyel bir strateji hayata geçirmek. Avrupalı araştırmacılar, üretim ekipmanı tedarikçileri; hammadde ve işleme firmaları; inverter üreticileri ve alanlarında dünya lideri olan birçoklarıyla birlikte; Avrupa’nın güneş enerjisi ve yenilenebilir enerjide öncü olmasını sağlayacak endsütriyel bir stratejiye gereksinimimiz var.
SolarPower Europe, AB’nin güneş teknolojilerinde; imalat ve servislerde lider olmasını sağlayacak ve aynı zamanda da Avrupa’da binlerce temiz enerji istihdamı ortaya çıkaracak endüstriyel stratejiyi azimle geliştirdi.
Enerji sektöründe, solardan-hidrojene dönüşüm ve solar mobilite gibi yeni fırsatların da ortaya çıktığını görüyoruz. Avrupa’da şimdiye kadar güneş tabanlı hidrojen projelerine dair örnekler gördük ve bu teknolojiler hızla artıyor. Aynı şekilde, elektromobilite de; güneş için yeni ve heyecan verici fırsatların önünü açacak; yeni ortaya çıkan küresel bir eğilim.
Avrupa’da güneş için gelecek parlak görünüyor; güneş enerjisnin bireysel kullanım hakkını güvenceye alan ve küçük ölçekte güneş enerjisi kurulumlarının önceliğini sürdüren AB Temiz Enerji Paketinin sonuçları çok başarılı oldu. Şimdi, AB üyesi devletlerin taahhütlerine bağlılıklarını ve güneş enerjisindeki büyümenin desteklenemsi için ulusal düzeyde çerçevelerin yürürlüğe konulmasının güvenceye alınması için çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca, AB’nin, sera gazı emisyonlarını azaltma stratejisini destekleyen 2050 iklim ve enerji stratejisi de güneş sektörü için hayli önem taşıyor. Güneş enerjisi, Avrupa’nın en düşük maliyetli temiz enerji teknolojisi olarak; enerji dönüşümünde, bundan böyle şimdiye kadarkinden çok daha fazla rol alacak.
Sektör Haberleri
Metgün Enerji’den 2030’a kadar 1.000 MW yenilenebilir enerji hedefi

Enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarında yaşanan gelişmeler ve artan jeopolitik riskler, ülkelerin enerji politikalarında yerli ve yenilenebilir kaynakların stratejik önemini yeniden gündeme taşıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren enerji şirketlerinden Metgün Enerji de güneş, rüzgâr ve hidroelektrik yatırımlarıyla bu dönüşüm sürecine katkı sağlamayı hedefliyor.
Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre Metgün Enerji’nin Türkiye genelinde farklı bölgelerde işletmede ve inşaat aşamasında bulunan santrallerinin toplam kurulu gücü 274,44 MW seviyesine ulaştı. Şirket, yeni yatırımlar ve kapasite artışlarıyla 2030 yılına kadar 1.000 MW yenilenebilir enerji kurulu güce ulaşmayı hedefliyor.
Enerji güvenliği ve yerli kaynaklar öne çıkıyor
Küresel ölçekte enerji arzına yönelik belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, enerji güvenliği konusunu yeniden gündeme taşırken; güneş ve rüzgâr gibi doğal ve sürdürülebilir kaynaklar, ülkelerin enerji politikalarında daha fazla önem kazanıyor.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının artması, yalnızca enerji arz güvenliği açısından değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik ve karbon emisyonlarının azaltılması açısından da önemli bir rol oynuyor.

Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı
Metgün Enerji, farklı bölgelerde gerçekleştirdiği güneş, rüzgâr ve hidroelektrik yatırımlarıyla Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Şirket aynı zamanda mevcut santrallerde verimlilik ve kapasite artışı projelerine de odaklanıyor.
Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, enerji arz güvenliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir konu olduğunu belirtti.
Işık, yaptığı değerlendirmede küresel gelişmelerin geleneksel enerji kaynaklarına dayalı tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya koyduğunu ifade ederek, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların uzun vadeli enerji güvenliği açısından önemli bir alternatif sunduğunu dile getirdi.
Hibrit projeler ve enerji depolama gündemde
Şirketin büyüme stratejisinin yalnızca yeni santral yatırımlarıyla sınırlı olmadığı belirtiliyor. Metgün Enerji, orta ve uzun vadede hibrit enerji projeleri, enerji depolama teknolojileri ve yeni nesil yatırımlar ile portföyünü genişletmeyi planlıyor.
Şirket yönetimi, artan enerji talebine karşılık temiz ve yerli kaynaklara dayalı üretim kapasitesini artırmayı öncelikli hedef olarak gördüklerini ve bu doğrultuda yatırımlarını sürdürdüklerini ifade ediyor.
GES Yatırımcıları
SOLAR3GW: “Türkiye, TarımGES ile 15 GW’lik Potansiyel Yaratabilir”

Türkiye’de her yıl ‘güneşte 3 GW kurulu güç’ misyonuyla yola çıkan düşünce kuruluşu
Solar3GW’nin Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Bahadır Turhan, Tarım-Güneş Enerji
Santralleri (GES) projelerinin hız kazanması için mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğunu
söyledi.
Turhan, “Şu anda mevzuatımız, tarım arazilerinde GES’lere izin vermiyor. Sadece
öztüketim amaçlı ve arazinin yüzde 1’ini aşmayacak şekilde GES kurma izni alınabiliyor.
Her arazimizin yüzde 1’i bunun için tahsis ediliyor. Tarım arazilerindeki toplulaştırma
faaliyeti gibi TarımGES alanlarımızı da toplulaştırsak ve buna özel alanlar belirleyip
bunları TarımGES YEKA’ları (yenilenebilir kaynak alanı) olarak ihale etsek, ölçek
ekonomisinden dolayı büyük fayda sağlayabiliriz. Her arazinin yüzde 1’ine GES kurmak
yerine; tüm arazilerimizin sadece binde 1’ini TarımGES YEKA olarak tanımlasak, gelişen
teknolojilerle yaklaşık 15 bin MW’lık bir TarımGES potansiyelimiz ortaya çıkıyor. Bu rakam
halihazırda GES kurulu gücümüzün yüzde 75’ine denk geliyor” açıklamasını yaptı.
Tarımges’ler Tarımsal Verimliliği Artıracak
Solar3GW’nin ‘her yıl en az 3 GW’ sloganını hatırlatan Turhan, TarımGES sayesinde temiz
ve ucuz elektrik üretirken, gittikçe artan ekstrem hava koşullarına karşı tarım ürünlerine
ek koruma sağlanıp tarımsal verimliliğin artılabileceğini söyledi.
Türkiye’de TarımGES’lerin önündeki en önemli zorluğun yasal mevzuatta iki amaçlı alan
kullanımının yer almaması olduğunu vurgulayan Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TarımGES uygulamaları tarım alanlarının bütünlüğünü bozmuyor, aksine aynı alanı daha
verimli kullanmaya ve çiftçinin ekonomisine katkı sağlıyor. Atıl, üretim yapılmayan tarım
arazilerinden yararlanılabileceği gibi üretim yapılan araziler için toprak sahiplerinin
inisiyatifinde olacak şekilde TarımGES projeleri geliştirilebilir.”
Turhan, hibrit santraller gibi TarımGES projelerinin de tanım ve kota olarak mevzuatta
yer almasının, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı konusunda bir kanalı daha kullanılabilir hale
getireceğine ve tarım ekonomisine fayda sağlayacağına dikkat çekti.
Türkiye’de şu anda deneme amaçlı projeler olduğunu ve Solar3GW’nin de bunlara destek
verdiğini belirten Turhan, “100 kW büyüklüğünde kontrollü saha kurulumları var. Son
olarak Ankara Ayaş’ta, ODTÜ GÜNAM (Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi)
tarafından TarımGES kuruldu. Öte yandan Solar3GW olarak, GÜNAM ve Tarım ve Orman
Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü ile ortak yapacağımız 100
kW gücündeki bir diğer TarımGES de seneye devreye alınarak akademik çalışmalara
kaynaklık edecek” diye konuştu.
Dünyada Tarımges Uygulamalarına İlgi Artıyor
Güneş enerjisi ile tarım arazilerinin eş zamanlı kullanımına yönelik entegre bir sistem olan
TarımGES’ler, tüm tarım alanlarında, çayırlar, otlaklar, seralar, hatta balık çiftliklerinde
kurulabiliyor. Kenya gibi yoksul Afrika ülkelerinden İsveç gibi güneşin en az göründüğü
topraklara kadar dünyanın her köşesinde TarımGES projeleri uygulanıyor. 2012’de tüm
dünyada 5 MW olan TarımGES kurulu gücünün 2024’te 15 GW’a yaklaştığı tahmin
ediliyor. Dünyada bu konuda başı çeken Japonya’da bugüne kadar 3 binden fazla
uygulama yapıldı. Avrupa’da devam eden EAGER projesinde TarımGES’lerin, ekilebilir
alanlarının temiz enerjiyle gıda güvenliğini de sağlayarak daha yüksek verimlilikle
kullanılabilmesi üzerinde çalışılıyor. Projede Almanya, Belçika, Litvanya, İtalya, İspanya,
Bulgaristan, Polonya, Sırbistan ve Ukrayna yer alıyor.
SOLAR3GW’nin iki yıl önce yayınladığı TARIMGES raporunda, TarımGES projelerinin
maliyet olarak küçük ölçekli GES çatı projelerine göre daha avantajlı olduğuna dikkat
çekilerek çiftçinin tarlasında üreteceği elektriğin fazlasını satarak öztüketim harcamalarını
büyük ölçüde düşüreceği vurgulanmıştı. Buna göre TarımGES uygulamaları sadece
enerjide değil, tarımda da dışa bağımlılığa karşı kullanılabilecek etkin bir araç; ‘yerinde
üretim-tüketim’ ile enerji dönüşümüne uygun bir çözüm. Öncelikle elektrik üretimini,
tüketimin olduğu alana yaklaştırılarak şebeke verimini artırıyor sağlıyor, işletme
maliyetlerini aşağıya çekiyor. Ek olarak tarım için gereken sulama pompası, aydınlatma,
ısıtma vb. faaliyetlerde gerekli olan enerji en ucuz şekilde yerinde üretilebiliyor.
Etkinlikler
ICCI Fuarı’nda enerji sektörüne yenilenebilir enerji müjdesi

ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı’nın açılışını gerçekleştiren TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Sözcüsü Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, yenilenebilir enerji ile ilgili müjde verdi. Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “Komisyonumuz ve hükumetimiz yenilenebilir enerji alanında ülkemizin ve sektörün önünü açacak, ülkemizi güçlendirecek adımları atmaya devam ediyor. Maden ve enerji kanunlarında değişiklikleri kapsayan kanun teklifimiz komisyondan geçti ve genel kurulda görüşmelere başlanacak. Meclisimizin onayıyla teklifimiz yasalaşacak ve bu sayede enerji sektörümüzün önünü açmış olacağız” dedi.
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK’nın desteği ile TG Expo tarafından gerçekleştirilen ICCI – Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, İstanbul Sanayi Odası Enerji Grup Başkanı Rıdvan Mertöz, KOJENTÜRK Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Aydın, ENSİA – Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı ve KBSD – Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Hoplamaz’ın katılımı ile gerçekleştirildi. 3 gün boyunca 10.000 metrekarelik alanda küresel enerji piyasasının kalbinin atacağı fuar, 200’e yakın firma ve 8 bini yurt dışından olmak üzere toplamda 20 binden fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. ICCI bu yıl ilk kez eş zamanlı gerçekleşecek Electricity Eurasia – Elektrik ve Elektrik Ekipmanları Fuarı’na da sahne oluyor.
Enerji sektörüne yeni kanun teklifi müjdesi
Fuarın açılışında konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “TBMM komisyonumuz ve hükumetimiz yenilenebilir enerji alanında ülkemizin ve sektörün önünü açacak ve ülkemizi güçlendirecek çabaların içerisindedir. Yakın zamanda komisyonumuza gelen özellikle maden ve enerji kanunlarındaki değişiklikleri kanun teklifi ilgili komisyonumuzdan geçti. Gerekli tartışmalar yapıldı. Komisyon üyelerimiz katkılarını verdi Ve genel kurulun gündemine hazır hale getirildi. Genel kurulda özellikle yenilenebilir enerjiyle ilgili bazı kanuni düzen içeren kanun teklifi görüşülmelerine başlanacak. Ümit ediyorum ki; değerli milletvekillerimizin, meclisimizin onayla da bu teklif yasalaşacak. Bu da özellikle ülkemizin siz değerli sektör temsilcilerimizin önünü açmak üzere ülkemize sağlamak üzere bu kanun teklifi de yasalaşmış olacak diye ümit ediyorum” şeklinde konuştu.
Enerji verimliliğinde başarının formülü her kademede “farkındalık”
Son yılların en kritik konularından birisinin yenilenebilir enerji olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “Bu alanda atılan adımlar ve yaşanan gelişmeler hem ülkelerin güçlenmesi hem de sektör oyuncularının daha rekabetçi haline gelmelerinde şüphesiz önemli bir rol oynuyor. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak da rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kurulumu ve kurulu gücünün diğer konvansiyon termik kurulu güce göre daha fazla olduğunu görüyoruz. TBMM komisyonu olarak bunun farkındayız ve bu farkındalığın da bir gereği olarak ilgili komisyonumuz ve hükümetimizin bu alanda ülkemizin ve sektörün önünü açacak çaba sarf ediyoruz” şeklinde konuştu. Özellikle bu tür fuar ve konferanslarda yapılan tartışmalar ve beraberinde sektöre ilişkin ortaya çıkan fikirlerin yasama ve yürütme için son derece kıymetli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “Fakat özellikle enerji verimliliği konusunda hükümet ve ilgili bakanlıklar her ne kadar destek verirse versin toplumda ve sanayicilerimizde bu konularda gerekli eğitim, farkındalık ve bilinç oluşmadığı takdirde çabaların yeterli şekilde amacına ulaşması mümkün olmaz” dedi.
“Fuarımızın varlığı en büyük kazançlarımızdan biri”
TG Expo Genel Müdürü Cem Şenel de açılış konuşmasında, “1994 yılında İstanbul’da bir Kojenerasyon Semineri ile başladığımız yolculuğumuz, kısa sürede ülkemizin enerji sektöründeki hızlı gelişme ve enerji camiasının yoğun ilgisiyle 1999 yılında ICCI (International Cogeneration Conference of Istanbul) adı altında bir Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı kimliğine evrildi. Dünya enerji piyasasının jeopolitik açıdan belki de en sıcak ve hareketli coğrafyasında yer alan bir ülke olarak ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı’nın varlığı en büyük kazançlarımızdan biri. Fuar sayesinde oluşturduğumuz verimli, etkin, saygın ve kaliteli bir iletişim ve etkinlik platformu ile bu büyüme ve gelişme sürecine 30 yıla yakın süredir tanıklık ediyor, gelecekte de sürdürmek üzere yoğun çaba gösteriyoruz. Sürdürülebilirliği odak noktasına aldığımız fuarımızda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, akıllı şebekeler, temiz teknolojiler ve çevre yönetimi gibi konularda güncel gelişmeler öne çıkacağı için bu yılın teması olarak ‘Enerjinin Geleceğini Keşfet’ diyeceğiz” dedi.
“Yenilenebilir enerjiyi fırsat olarak yakalayanlar avantajını görecek”
Enerjide baş döndüren dönüşümlerin yaşandığı son yıllarda fuarın günceli yakalamak ve geleceğe yönelik projeksiyonlara ışık tutmak için kritik öneme sahip olduğunu belirten KOJENTÜRK Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Aydın ise, açılışta “İklim değişikliğini yavaşlatmak ve toplumları daha temiz bir ortamda yaşatma çabaları, enerjide fosil kaynaklardan yenilenebilir enerji tüketiminin daha yüksek düzeylere geçişini zorunlu kılıyor. Enerji tüketiminin daha da artış gösterdiği günümüzde elektriğin üretildiği kaynaklar daha önemli hale geliyor. Bugün enerji yatırımlarında özellikle finansmana erişimin zor ve yüksek maliyeti nedeniyle hedeflenen yıllık büyümenin biraz gerisinde kaldığını görüyoruz. O yüzden bu dönemi geleceğe yönelik hazırlık ve planlamaların yapılması için bir fırsat olarak gören ve değerlendirenler hızlı dönüşümde bunun avantajlarını yakalayacak” diye konuştu.
Genel1 yıl agoTürkiye’nin ilk depolamalı lisanslı GES’i Konya’da hayata geçiyor
GES Yatırımcıları1 yıl agoYEO ve SEP’ten Romanya’ya 65,8 milyon Euro’luk enerji yatırımı
Genel1 yıl agoGüneş enerjisi 2024 yılında tüm zamanların rekorunu kırdı
Büyük Ölçekli Güneş Projeleri1 yıl agoKalyon Enerji’den 520 MWp’lik Yeni Yatırım
Büyük Ölçekli Güneş Projeleri1 yıl agoYeo Teknoloji, Vodafone İşbirliğiyle 100 Milyon Dolarlık Yap-İşlet-Devret Ges Yatırımı Yapacak
GES Yatırımcıları12 ay agoBİM 4 Yeni GES Yatırımını Devreye Aldı
GES Yatırımcıları1 yıl agoTürk Telekom’dan dev GES yatırımı
GES Yatırımcıları2 yıl agoRönesans Enerji ilk GES yatırımı için EPC sözleşmesini imzaladı

















