Sektör Haberleri
Yenilenebilir Enerji Önümüzdeki 5 Yıla Damgasını Vuracak

- Uluslararası Enerji Ajansı IEA tarafından hazırlanan “Yenilenebilir Enerji 2019 Raporu”na göre yenilenebilir enerji kapasitesi tüm dünyada önümüzdeki 5 yıl içerisinde yüzde 50 oranında artacak.
- Toplam 1.200 GW’a ulaşacak olan bu artış Amerika Birleşik Devletleri’nin şu andaki toplam enerji üretim kapasitesine denk geliyor.
- Beklenen bu artışın ana nedenleri ise bu alandaki maliyetlerin düşmesi ve hükümetler arası yürütülen uyumlu politikalar.
- Güneş enerjisinin yüzde 60’lık payla başı çekeceği bu yükselişte güneşi rüzgar ve hidroelektrik kaynaklar takip edecek.
Uluslararası Enerji Ajansı IEA’nın hazırladığı “Yenilenebilir Enerji 2019 Raporu”nun Türkiye lansmanı Solarbaba ve ICCI 2020 tarafından 4 Aralık’ta İstanbul Tekfen Tower’da düzenlendi. Akfen Yenilenebilir Enerji, Limak Enerji ve Smart Energy’nin sponsorluğunda yapılan ve Türkiye yenilenebilir enerji sektöründen üst düzey yöneticilerin hazır bulunduğu lansmanda raporla ilgili detaylı bilgileri Uluslararası Enerji Ajansı Kıdemli Enerji Analisti Heymi Baharpaylaştı. Güneş enerjisinin önümüzdeki 5 yıla damgasını vuracak bir yükseliş sergilemesinin beklendiğini vurgulayan Heymi Bahar, yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjide beklenen bu çarpıcı artış oranlarına karşın bu artışın sürdürülebilir enerji üretimi hedefleri açısından hala yeterli olmadığına dikkat çekti
Lansman programında Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel’in moderatörlüğünde düzenlenen “Dünya ve Türkiye’de Güneş Enerjisinin Geleceği” adlı oturuma ise IEA Kıdemli Analisti Heymi Bahar’ın yanı sıra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Danışmanı Barış Sanlı, GÜYAD Başkan Yardımcısı ve Limak Enerji Grubu CEO’su Birol Ergüven, GENSED ve Smart Energy Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, GÜNDER Yönetim Kurulu Başkanı Kutay Kaleli ile GÜYAD Başkan Yardımcısı ve Akfen Yenilenebilir Enerji A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Kürşat Tezkan katıldı.

Rapordan öne çıkan başlıklar:
“Yenilenebilir Enerji 2019 Raporu”nda öne çıkan ana başlıklar ise şöyle:
- Yarışmalar rüzgar ve güneş fiyatlarını hızla aşağı çekiyor: Önümüzdeki 5 yıl içerisinde tamamlanacak yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 70’inin alım fiyatları ihaleler ile belirlenecek. USD 30-50/MWh güneş ve rüzgar için ‘yeni normal’ fiyatlar olarak ortaya çıkıyor. En büyük düşüş ise güneş enerjisi maliyetlerinde yaşanıyor.
- Kurumsal elektrik alım anlaşmaları artıyor:Yenilenebilir enerji projeleri çoklu gelir modeline doğru evriliyor. İhale kontratları, kurumsal elektrik alım anlaşmaları ve spot piyasa gelirlerinin projelerin risk analizini dönüştürerek piyasanın olgunlaşmasına katkı sağlaması bekleniyor. Bu alanda Kuzey Amerika liderliği alırken Avrupa ve Asya Pasifik bölgesi de ikinci ve üçüncü sırada yer alıyor.
- AB ve Çin, yenilenebilir enerjideki tahminlerin yukarı yönde revizyonunda başı çekiyor:Hızlı düşen fiyatlar ve olumlu kamu politikaları sayesinde tahminler geçen yıla göre yüzde 14 oranında yukarı yönde revize edildi. Özellikle AB ülkelerinin uzun dönemli yeni hedef ve ihale takvimleri olumlu tahminleri destekliyor.
- Türkiye yenilenebilir enerji kapasite büyümesinde dünyada 12. sırada: Rüzgar ve güneşin dünya elektrik üretimindeki payı bugün yüzde 7’den 2024 yılında yüzde 12’ye yükselecek. Bazı Avrupa ülkelerinin bu süre zarfında yüzde 40 seviyelerine ulaşması şebeke entegrasyonu ve piyasa reformlarını gündeme taşıyacak.
- Türkiye hidroelektrikten güneş ve rüzgara geçiş yapıyor: Çevre etkisi ve sosyal gereklilikler hidroelektrik santrallerin büyüme hızını düşürecek ve rüzgar ve güneş projeleri yenilenebilir büyümesinde ilk sıraları alacak.
- Solar FV (güneş) yenilenebilir alanındaki büyümenin açık ara lideri: Önümüzdeki 5 yılda yenilenebilir kurulu gücü solar FV önderliğinde yüzde 50 büyüyecek (1.200 GW). Dağıtık sistemlerin büyümesinin onshore rüzgarın artışıyla aynı seviyede olması bekleniyor.
- Dağıtık Solar FV’nin iki kattan daha fazla büyümesi beklentiler arasında: 2024’e doğru Çin tek başına dağıtık sistemlerin büyümesinin neredeyse yarısını karşılayarak dünya lideri olacak. AB ülkelerinin yeni politikalarla büyüme hızını artırması ve Hindistan’ın piyasaya hızlı bir giriş yapması da bekleniyor.
- Ticari ve endüstriyel sistemler dağıtık güneş enerjisi büyümesinin ana dinamosu: Ev uygulamalarına göre daha düşük maliyetler ve elektrik talebinin güneş enerjisi üretimi ile uyumlu olması ticari ve endüstriyel uygulamaları daha ekonomik hale getiriyor.
- Dağıtık enerji sistem maliyetleri perakende elektrik fiyatlarından daha düşük: Düşen FV maliyetleri önümüzdeki yıllarda dağıtık güneş fotovoltaik sistemleri yatırım olanaklarını daha da artıracak. 2024’te neredeyse her ülkede FV maliyetleri yüzde 15ila 35 oranında düşerek perakende elektrik fiyatlarının altında olacak.
- Kamu politikalarının dağıtık enerji sistem büyümesinde etkisi büyük: Buy-all, sell-all ve net metering modellerinin evsel uygulamalarda büyümeden sorumlu olması beklenirken ‘gerçek zamanlı öztüketim’ modelleri ticari ve endüstriyel sistemlerde daha yaygın olacak.
- Yenilenebilirde daha hızlı büyüme mümkün: Dünya ülkelerinin önümüzdeki 12-24 aylık dönemde ana engelleri ortadan kaldırabilmesi durumunda yenilenebilir kurulu güç artışının yüzde 25’ten daha fazla olması mümkün.
Özet Sonuçlar:
- Güneş ve rüzgar önümüzdeki 5 yılda dünya elektrik kapasite büyümesinin yüzde 70’ini temsil edecek. Bu büyümenin güvenli ve düşük maliyetli bir biçimde şebekeye entegrasyonu için yeni politikalar gerekiyor.
- 2024’e kadar dağıtık uygulamalar toplam solar FV büyümesinin yarısı kadar ve neredeyse on-shore rüzgarın artışına eşit kapasitede büyüyecek.
- Ticari ve endüstriyel sistemler dağıtık PV büyümesinin 2/3’ünden sorumlu olacaktır. FV üretimi ve elektrik talebindeki uyum bu uygulamaları daha çekici bir yatırım haline getiriyor.
- Dağıtık sistemlerin sürdürülebilir büyümesi için hem yatırımı çekici hale getirecek hem sabit şebeke gelirlerini teminat altına alacak hem de şebeke maliyet yükünü tüketiciler arasında adil bir biçimde tahsis edecek dengeli kamu politikalarına ihtiyaç var.
- Ülkeler şebeke entegrasyonunu odak alacak ve yatırım riskini azaltacak istikrarlı kamu politikaları uygulayarak yenilenebilir enerji sektörünün iklim hedefleri doğrultusunda büyümesini hızlandırabilir Ancak bu politikaların elektrik sektörünün yanı sıra ısı ve ulaşım alanlarında da etkin hale getirilmesi gerekiyor.
Sektör Haberleri
Enerji Bakanlığı YEKA GES-2026 yarışmalarını ilan etti

Toplam 800 MW kapasite için 6 yeni güneş enerjisi alanı yatırımcılara açılıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, YEKA GES-2026 Yarışmalarına ilişkin ilanı 11 Temmuz 2026 tarihli ve 33307 sayılı Resmî Gazete’de yayımladı. İlan kapsamında toplam 800 MW bağlantı kapasitesine sahip 6 ayrı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) için yarışma süreci resmen başlatıldı.
Bakanlık tarafından yayımlanan şartnameye göre yarışmalar; Konya, Karaman, Malatya, Van, Antalya ve Kütahya illerindeki YEKA alanlarını kapsıyor. Başvurular, 13 Ekim 2026 tarihinde saat 10.00-12.00 arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda kabul edilecek.
YEKA GES-2026 kapsamında yayımlanan yarışma dokümanları arasında şartname ve sözleşme taslağı yer alırken, TEİAŞ bağlantı görüşlerinin daha sonra duyurulacağı bildirildi.
Altı ayrı YEKA alanı yatırımcıları bekliyor
YEKA GES-2026 yarışmaları kapsamında ilan edilen bağlantı kapasiteleri şu şekilde açıklandı:
- Konya: 385 MW
- Karaman: 200 MW
- Malatya: 40 MW
- Van: 60 MW
- Antalya: 40 MW
- Kütahya: 75 MW
Böylece toplam 800 MW yeni güneş enerjisi kapasitesi yatırımcıların rekabetine açılmış oldu.
Başvurular 13 Ekim’de alınacak
Yarışmalara ilişkin başvurular 13 Ekim 2026 Salı günü saat 10.00-12.00 arasında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Ankara’daki merkez binasında teslim alınacak. Yarışmalar, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilecek.
Şartname ve sözleşme taslağı Bakanlığın internet sitesinde yayımlanırken, TEİAŞ bağlantı görüşlerinin ise ilerleyen süreçte ilan edileceği belirtildi.
YEKA GES-2026 yarışmalarının, Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücünü artırmaya yönelik yeni yatırım döneminin önemli adımlarından biri olması bekleniyor.
Sektör Haberleri
Metgün Enerji’den 2030’a kadar 1.000 MW yenilenebilir enerji hedefi

Enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarında yaşanan gelişmeler ve artan jeopolitik riskler, ülkelerin enerji politikalarında yerli ve yenilenebilir kaynakların stratejik önemini yeniden gündeme taşıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren enerji şirketlerinden Metgün Enerji de güneş, rüzgâr ve hidroelektrik yatırımlarıyla bu dönüşüm sürecine katkı sağlamayı hedefliyor.
Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre Metgün Enerji’nin Türkiye genelinde farklı bölgelerde işletmede ve inşaat aşamasında bulunan santrallerinin toplam kurulu gücü 274,44 MW seviyesine ulaştı. Şirket, yeni yatırımlar ve kapasite artışlarıyla 2030 yılına kadar 1.000 MW yenilenebilir enerji kurulu güce ulaşmayı hedefliyor.
Enerji güvenliği ve yerli kaynaklar öne çıkıyor
Küresel ölçekte enerji arzına yönelik belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, enerji güvenliği konusunu yeniden gündeme taşırken; güneş ve rüzgâr gibi doğal ve sürdürülebilir kaynaklar, ülkelerin enerji politikalarında daha fazla önem kazanıyor.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının artması, yalnızca enerji arz güvenliği açısından değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik ve karbon emisyonlarının azaltılması açısından da önemli bir rol oynuyor.

Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı
Metgün Enerji, farklı bölgelerde gerçekleştirdiği güneş, rüzgâr ve hidroelektrik yatırımlarıyla Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Şirket aynı zamanda mevcut santrallerde verimlilik ve kapasite artışı projelerine de odaklanıyor.
Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, enerji arz güvenliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir konu olduğunu belirtti.
Işık, yaptığı değerlendirmede küresel gelişmelerin geleneksel enerji kaynaklarına dayalı tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya koyduğunu ifade ederek, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların uzun vadeli enerji güvenliği açısından önemli bir alternatif sunduğunu dile getirdi.
Hibrit projeler ve enerji depolama gündemde
Şirketin büyüme stratejisinin yalnızca yeni santral yatırımlarıyla sınırlı olmadığı belirtiliyor. Metgün Enerji, orta ve uzun vadede hibrit enerji projeleri, enerji depolama teknolojileri ve yeni nesil yatırımlar ile portföyünü genişletmeyi planlıyor.
Şirket yönetimi, artan enerji talebine karşılık temiz ve yerli kaynaklara dayalı üretim kapasitesini artırmayı öncelikli hedef olarak gördüklerini ve bu doğrultuda yatırımlarını sürdürdüklerini ifade ediyor.
GES Yatırımcıları
SOLAR3GW: “Türkiye, TarımGES ile 15 GW’lik Potansiyel Yaratabilir”

Türkiye’de her yıl ‘güneşte 3 GW kurulu güç’ misyonuyla yola çıkan düşünce kuruluşu
Solar3GW’nin Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Bahadır Turhan, Tarım-Güneş Enerji
Santralleri (GES) projelerinin hız kazanması için mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğunu
söyledi.
Turhan, “Şu anda mevzuatımız, tarım arazilerinde GES’lere izin vermiyor. Sadece
öztüketim amaçlı ve arazinin yüzde 1’ini aşmayacak şekilde GES kurma izni alınabiliyor.
Her arazimizin yüzde 1’i bunun için tahsis ediliyor. Tarım arazilerindeki toplulaştırma
faaliyeti gibi TarımGES alanlarımızı da toplulaştırsak ve buna özel alanlar belirleyip
bunları TarımGES YEKA’ları (yenilenebilir kaynak alanı) olarak ihale etsek, ölçek
ekonomisinden dolayı büyük fayda sağlayabiliriz. Her arazinin yüzde 1’ine GES kurmak
yerine; tüm arazilerimizin sadece binde 1’ini TarımGES YEKA olarak tanımlasak, gelişen
teknolojilerle yaklaşık 15 bin MW’lık bir TarımGES potansiyelimiz ortaya çıkıyor. Bu rakam
halihazırda GES kurulu gücümüzün yüzde 75’ine denk geliyor” açıklamasını yaptı.
Tarımges’ler Tarımsal Verimliliği Artıracak
Solar3GW’nin ‘her yıl en az 3 GW’ sloganını hatırlatan Turhan, TarımGES sayesinde temiz
ve ucuz elektrik üretirken, gittikçe artan ekstrem hava koşullarına karşı tarım ürünlerine
ek koruma sağlanıp tarımsal verimliliğin artılabileceğini söyledi.
Türkiye’de TarımGES’lerin önündeki en önemli zorluğun yasal mevzuatta iki amaçlı alan
kullanımının yer almaması olduğunu vurgulayan Turhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TarımGES uygulamaları tarım alanlarının bütünlüğünü bozmuyor, aksine aynı alanı daha
verimli kullanmaya ve çiftçinin ekonomisine katkı sağlıyor. Atıl, üretim yapılmayan tarım
arazilerinden yararlanılabileceği gibi üretim yapılan araziler için toprak sahiplerinin
inisiyatifinde olacak şekilde TarımGES projeleri geliştirilebilir.”
Turhan, hibrit santraller gibi TarımGES projelerinin de tanım ve kota olarak mevzuatta
yer almasının, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı konusunda bir kanalı daha kullanılabilir hale
getireceğine ve tarım ekonomisine fayda sağlayacağına dikkat çekti.
Türkiye’de şu anda deneme amaçlı projeler olduğunu ve Solar3GW’nin de bunlara destek
verdiğini belirten Turhan, “100 kW büyüklüğünde kontrollü saha kurulumları var. Son
olarak Ankara Ayaş’ta, ODTÜ GÜNAM (Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi)
tarafından TarımGES kuruldu. Öte yandan Solar3GW olarak, GÜNAM ve Tarım ve Orman
Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü ile ortak yapacağımız 100
kW gücündeki bir diğer TarımGES de seneye devreye alınarak akademik çalışmalara
kaynaklık edecek” diye konuştu.
Dünyada Tarımges Uygulamalarına İlgi Artıyor
Güneş enerjisi ile tarım arazilerinin eş zamanlı kullanımına yönelik entegre bir sistem olan
TarımGES’ler, tüm tarım alanlarında, çayırlar, otlaklar, seralar, hatta balık çiftliklerinde
kurulabiliyor. Kenya gibi yoksul Afrika ülkelerinden İsveç gibi güneşin en az göründüğü
topraklara kadar dünyanın her köşesinde TarımGES projeleri uygulanıyor. 2012’de tüm
dünyada 5 MW olan TarımGES kurulu gücünün 2024’te 15 GW’a yaklaştığı tahmin
ediliyor. Dünyada bu konuda başı çeken Japonya’da bugüne kadar 3 binden fazla
uygulama yapıldı. Avrupa’da devam eden EAGER projesinde TarımGES’lerin, ekilebilir
alanlarının temiz enerjiyle gıda güvenliğini de sağlayarak daha yüksek verimlilikle
kullanılabilmesi üzerinde çalışılıyor. Projede Almanya, Belçika, Litvanya, İtalya, İspanya,
Bulgaristan, Polonya, Sırbistan ve Ukrayna yer alıyor.
SOLAR3GW’nin iki yıl önce yayınladığı TARIMGES raporunda, TarımGES projelerinin
maliyet olarak küçük ölçekli GES çatı projelerine göre daha avantajlı olduğuna dikkat
çekilerek çiftçinin tarlasında üreteceği elektriğin fazlasını satarak öztüketim harcamalarını
büyük ölçüde düşüreceği vurgulanmıştı. Buna göre TarımGES uygulamaları sadece
enerjide değil, tarımda da dışa bağımlılığa karşı kullanılabilecek etkin bir araç; ‘yerinde
üretim-tüketim’ ile enerji dönüşümüne uygun bir çözüm. Öncelikle elektrik üretimini,
tüketimin olduğu alana yaklaştırılarak şebeke verimini artırıyor sağlıyor, işletme
maliyetlerini aşağıya çekiyor. Ek olarak tarım için gereken sulama pompası, aydınlatma,
ısıtma vb. faaliyetlerde gerekli olan enerji en ucuz şekilde yerinde üretilebiliyor.
Büyük Ölçekli Güneş Projeleri1 yıl agoKalyon Enerji’den 520 MWp’lik Yeni Yatırım
Genel2 yıl agoGüneş enerjisi 2024 yılında tüm zamanların rekorunu kırdı
GES Yatırımcıları1 yıl agoBİM 4 Yeni GES Yatırımını Devreye Aldı
GES Yatırımcıları1 yıl ago75 milyon Euro finansmanla GES ve Atık Isı Geri Kazanım Tesisleri kurulacak
GES Yatırımcıları2 yıl agoTürk Telekom’dan dev GES yatırımı
GES Yatırımcıları1 yıl agoMigros, Kırşehir GES Projesi ile 600’den Fazla Mağazasını Temiz Enerji Kaynakları ile Besleyecek
Çatı Üstü Güneş Enerjisi1 yıl agoTosyalı 1.2 Gw Kapasiteli Dünyanın En Büyük Öz Tüketim Ges Projelerinden Birini Hayata Geçiriyor
GES Yatırımcıları1 yıl agoElin Yarı İletken Teknolojileri Yerli Ve Milli “Güneş Paneli Hücresi” Üretecek!
















