Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) ve BM Sekreterliği Çölleşmeyle Savaş Konvansiyonu (UNCCD) iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir enerji temini için güçlerini birleştiriyorlar.
IRENA Genel Yöneticisi Francesco La Camera ve UNCCD Genel Sekreteri Ibrahim Thiaw tarafından anlayış memorandumu imzalandı. Bu memorandumla iki örgüt yenilenebilir enerji kapasitesi inşasını gündemine aldı.
Bu zeminde yapılacak yatırımı artırmak, toprak ve yenilenebilir enerji bağlantısına dair daha iyi bir kavrayış geliştirmek konularında anlaştılar. Ek olarak, ortak yapılacak etkinlikleri belirleyecekler.
Anlaşma, Hindistan’ın Yeni Delhi şehrinde yapılmakta olan BM Çölleşmeyle Savaş Konvansiyonuna (COP14) paralel olarak imzalandı.
IRENA Yöneticisi Francesco La Camera şunları ifade etti:” Günümüzde, yenilenebilir enerji mevcut en etkili iklim aracıdır. Diğer yandan, çölleşme ve toprağın verimsizleşmesi konularında da önemli bir rol oynayabilirler.”
“Bugün, bu memorandumu imzalayarak, enerjiye, sağlam zeminde sürdürülebilir gelişmeye, biyolojik çeşitliliğe ve iklim esnekliğine erişimi genişletme amacı taşıyan kapsamlı stratejinin bir bileşeni olarak yenilenebilir enerji uygulamalarını destekleyecek projelerle işbirliğini güçlendirme niyetindeyiz”
UNCCD Genel Sekreteri Ibrahim Thiaw şunları söyledi:” Yenilenebilir enerji, gıdanın korunmasına ve sulama sistemleri geliştirilmesine yardımcı olması sebebiyle, toprak restorasyonu çözümlerinden biridir.” Thiaw, yenilenebilir enerjinin, toprak verimsizleşmesini durdurma ve tersine çevirme çabasındaki üyelerimizin gündeme getirmek isteyeceği konular arasında yer almasını beklediklerini ifade etti.
Sürdürülebilir enerji, toprak restorasyonu ve korunması çabalarını harekete geçirebilir ve ele alınan projelerde ekonomik sürdürülebilirliği geliştirebilir. Örneğin, yenilenebilir enerji, kırsal bölgelerdeki sağlık merkezlerine elektrik götürebilir, tarım-gıda sektöründe çözümler sağlayabilir ve bütünleşik kırsal topluluk geliştirme projeleriyle yoksullukla savaşı destekleyebilir. Afrika, özellikle de Sahra geçiş bölgelerinde, toprak restorasyonu etkinlikleri yoluyla ek biyoenerji üretimi, istihdam ve gelir sağlayıp yoksulluğu azaltabilir ve enerji devamlılığını sağlayabilir.





