Etkinlikler
Sıfır Enerji Binalarda ENERJİ ihtiyacı nasıl azaltılıyor?

Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi-ZeroBuild Summit’22, 23-26 Mart 2022 tarihleri arasında 44. Yapı Fuarı-TurkeyBuild İstanbul ev sahipliğinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. ZeroBuild Summit’22 hakkında ZeroBuild Summit’22 Direktörü Dr. Gamze Karanfil ile tüm detayları konuştuk.
ZeroBuild Summit’22 programı hakkında bilgi verir misiniz?
Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi-ZeroBuild Summit’22, 23-26 Mart 2022 tarihleri arasında 44. Yapı Fuarı-TurkeyBuild İstanbul ev sahipliğinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. ‘Change Starts Here-Değişim Burada Başlıyor’ sloganıyla değişimi başlatmak üzere 4 gün boyunca 16 oturumda 100’e yakın konuşmacıyı bir araya getireceğiz.
Bu yıl öncelikli hedefimiz, ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda çizilecek yeni yol haritasının ve yapı sektöründeki değişim stratejilerinin belirlenmesine öncülük yapmak. Bu doğrultuda kamu, özel sektör ve akademi arasında etkileşimi sağlayarak bilgi alışverişini arttırmayı ve ‘Sıfır Enerji Binalar’ kavramının sahiplenmek mantığından çıkıp herkesin bu sorumluluğu paylaşacağı bir platform sağlamayı hedefliyoruz.
Bu doğrultuda Paris Anlaşması’ndan Yeşil Mutabakat’ın yapı sektörüne etkilerine, Sıfır Karbon Binalar projesinden Net Sıfır Karbon Binalar taahhüdüne, yenilenebilir enerji teknolojilerinden dijitalleşmeye, finansmandan Yeşil Bina sertifikasyon sistemlerine, enerji etkin tasarım ve sürdürülebilir mimariden yapılarda karbon emisyonlarının azaltımında malzeme yönetimine uzanan, bu alanlardaki örnek çalışmalara dayanan bir program hazırlıyoruz.
Sürdürülebilir bir dünya kurgusunda Sıfır Enerji Binalar ne ifade ediyor?
Dünya hızla gelişiyor ve günümüzün küresel iklim krizi şartları bizleri dönüşümü hızla gerçekleştirmeye zorluyor. Sürdürülebilir yapılar ile bu dönüşümün gücünü yakalamak mümkün… Sürdürülebilir bir yapı, sahip olduğu özellikler vasıtasıyla içinde bulunduğu çevrenin yaşam kalitesini koruyabilir, hatta iyileştirebilir ve bunu yapmak için en yüksek düzeyde verimlilik elde etmeyi hedefler. Enerji, su ve diğer kaynaklarımızın kullanımını en az seviyeye düşürerek, enerji ihtiyacımızı yenilenebilir kaynaklardan elde ederek geleceğimizi çevresel ve finansal açılardan sürdürülebilir hale getirebiliriz. Bunun için en önemli avantajımızın Sıfır Enerji Binalar olduğunu düşünüyorum.
Zirve öncesi bir deklarasyonu imzaya açtınız. Bu deklarasyon neyi amaçlıyor?
“Sıfır Enerji Bina ile Geleceği İnşa Et” başlığıyla yayınladığımız deklarasyon ile konunun tüm paydaşlarının üzerine düşen sorumluluğu işaret etmek istedik. Deklarasyon metni, 2053 Net Sıfır Hedefine ulaşmada gerekli aksiyonları almak üzere Sıfır Enerji Binalar konusunda çalışan imzacıların benimsedikleri yaklaşımları içermektedir. Deklarasyona imza veren paydaşların Merkezi Yönetim’den beklentileri, 2053 yılına kadar bina sektörünün karbonsuzlaştırılmasına yönelik ulusal yol haritalarının geliştirilmesi ve bu konuda yasal düzenlemelerdeki eksikliklerin giderilmesidir. Bu deklarasyonun imzacıları, yeni binaların 2030’a kadar ve tüm binaların 2053’e kadar Net Sıfır Enerji Bina olması için oluşturulacak stratejik plana katkıda bulunmayı benimsemektedir. “Sıfır Enerji Bina ile Geleceği İnşa et” deklarasyonuna summit.zerobuild.org adresinden ulaşabilir ve imzalayarak değişime siz de destek olabilirsiniz.

Sıfır Enerji Binaların Enerji dönüşümü ve karbon emisyonunun azaltılmasına katkıları nedir?
Bütün dünyayı etkisi altına almış olan COVID-19’dan önce, iç ortam kalitesini önceliklendirmeyen projeler ve inşaat süreçleri genel bir eğilim iken, artık tıbbın, yapı biliminin ve iş dünyasının bir arada çalışmaya başlaması ile uzun yıllardır bilinen, bilimsel çalışmalar ve yoğun saha çalışmaları sonucunda oluşturulmuş standartlar ile yapılan binalar ve Sıfır Enerji Binalar daha fazla gündemde olmaya başladı. Sıfır Enerji Bina kavramı ile artık binayı, mal sahibi ile bina kullanıcısı arasında kısa iletişimli bir nesne veya ürün olarak geliştirmek yerine, artık bir hizmet veya kalite alanı olarak geliştirme eğilimi vardır.
İklim krizinden en çok etkilenecek ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. Zararı en aza indirebilmek için en acil atılması gereken adımlar nelerdir? ZeroBuild nasıl bir rol alabilir?
İklim krizi bize kendini kimi zaman yangın, sel, kuraklık haberleriyle, kimi zaman da tür çeşitliliğinin azalması ve deniz salyasında olduğu gibi baskın türlerin çoğalması, tarımda verim kaybı haberleri ile gösteriyor. İklim krizinin nedenleri ve olası sonuçlarının uluslararası boyutta ilk kez ele alındığı Rio Konferansı üzerinden neredeyse 30 yıl geçmiş durumda. Yıllar içerisinde uluslararası onlarca toplantının gündemi olan bu konuda ilerlemeler kaydedilmiş olsa da istenilen noktaya henüz gelinemedi. Şu an uluslararası sözleşme bazında en önemli adım, bizim de yakın zamanda imzacısı olduğumuz Paris Anlaşması olarak karşımızda duruyor. Bu anlaşma, gezegenimizin sıcaklık artışını azami +1,5 derecede tutacak şekilde karbon salınımının azaltılmasını hedefliyor.
ZeroBuild yaklaşımı tam da burada önem kazanıyor. Binaların enerji tüketimi, küresel emisyonların yüzde 40’ına sebep oluyor. Bu nedenle, binalarda enerji verimliliği kritik bir öneme sahip. Elimizdeki bilgi ve deneyimin zaman kaybetmeden yaygınlaştırılması iklim kriziyle mücadelede çok önemli bir rol oynuyor. Şu andaki bilgi ve imkânlarımızla binalarda enerji tüketimini yüzde 95 seviyelerinde azaltmamız, ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi yerinde veya yakın yenilenebilir enerji kaynakları ile sağlamamız mümkün. Yeter ki niyetimiz olsun. İklim krizi bizi çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan etkilerken atacağımız adımlarla dünyamızı çok daha yaşanabilir hale getirmek kesinlikle elimizde. Gezegenimizi ve içinde yaşayan tüm canlıları çok seviyor, birlikte yaşayacağımız güzel günleri düşlüyoruz. Bu nokta da ZeroBuild Summit’22’ye büyük önem atfediyoruz. Konun tüm bileşenleriyle ele alındığı en kapsamlı platformlardan bir olması zirveyi, iklim kriziyle mücadelede önemli bir yere taşıyor. Çıkış sloganımızda da dediğimiz gibi, “Değişim Burada Başlıyor!”…
Etkinlikler
SolarVizyon 2025 Ankara’da enerji dönüşümüne güçlü bir imza attı
17–18 Aralık 2025 tarihlerinde ATO Congresium – Ankara’da yoğun ilgiyle gerçekleştirilen SolarVizyon 2025 – 8. Enerji Dönüşümü Zirvesi ve Fuarı, 3 bin 840 nitelikli profesyonel ziyaretçiyi ağırladı.

17–18 Aralık 2025 tarihlerinde ATO Congresium – Ankara’da yoğun ilgiyle gerçekleştirilen SolarVizyon 2025 – 8. Enerji Dönüşümü Zirvesi ve Fuarı, 3 bin 840 nitelikli profesyonel ziyaretçiyi ağırladı. Güneş enerjisi, enerji depolama ve yeni nesil enerji teknolojileri odağında düzenlenen organizasyon, iki gün boyunca enerji sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirerek Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine önemli katkılar sundu.
Dünyada temiz enerji hedeflerinin hız kazandığı bir dönemde kapılarını açan SolarVizyon 2025, tam da bu küresel dönüşümün ihtiyaçlarına cevap vermek üzere kurgulandı. Daha önce 7 kez başarıyla düzenlenen SolarVizyon Enerji Dönüşümü Zirvesi, bu yıl ilk kez fuar organizasyonu ile bir araya gelerek çok daha güçlü, dinamik ve kapsayıcı bir yapıya kavuştu. Organizasyon, güneş enerjisi ve ilgili tüm sektörler için stratejik bir buluşma noktası olma hedefiyle hayata geçirildi.

Yarının enerji sistemlerini bugünden konuşmak
SolarVizyon 2025 tasarlanırken temel yaklaşım; yalnızca bugünü değil, yarının enerji sistemlerini konuşan, sadece ürünlerin sergilendiği değil kalıcı iş birliklerinin kurulduğu, yalnızca ziyaret edilen değil gerçek değer üreten bir platform oluşturmaktı. Bu vizyon doğrultusunda etkinlik; bilgi paylaşımı, teknoloji tanıtımı ve iş geliştirme süreçlerini aynı çatı altında buluşturan bütüncül bir yapı sundu.
Açılışta enerji dönüşümüne dair çarpıcı mesajlar
SolarVizyon 2025’in açılış konuşmasını gerçekleştiren Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, güneş enerjisinin iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji arz güvenliğinin sağlanmasında stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. Ardıç, yalnızca 2024 yılında dünya genelinde 451 gigavat yeni güneş enerjisi kapasitesinin devreye alındığını belirterek, bu büyümenin enerji sektöründe devrim niteliğinde bir dönüşüme işaret ettiğini ifade etti.
Türkiye’de güneş enerjisinin hızlı yükselişine de değinen Ardıç, Ekim ayı itibarıyla güneş enerjisinin kurulu güçte 24,5 GW ile yüzde 20 seviyesini aştığını, 2024 yılında elektrik üretiminin yüzde 8,7’sinin güneşten, yüzde 10,4’ünün rüzgardan sağlandığını aktardı. Bu gelişmenin sanayide maliyetlerin düşmesi, dışa bağımlılığın azalması ve rekabet gücünün artması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
“Türkiye’nin yeni hedefi 100 GW olmalı”
Solarbaba Kurucusu Ateş Uğurel ise açılış konuşmasında, Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücünün hibrit santraller dahil olmak üzere yaklaşık 26,5 GW’a ulaştığını belirterek, bu seviyenin önemli bir başarı olduğunu ancak yeterli olmadığını ifade etti. Uğurel, Türkiye’nin bir sonraki hedefinin 100 GW güneş enerjisi kurulu gücüne ulaşmak olması gerektiğini vurguladı.
Uğurel ayrıca, öz tüketim amaçlı güneş enerjisi projelerinde yaşanan kapasite kısıtlarının sektörü olumsuz etkilediğini belirterek; yüzer GES, tarım GES ve YEKA süreçlerinin önümüzdeki dönemde sektör için belirleyici olacağını ifade etti. Özellikle tarım GES mevzuatının hayata geçirilmesinin hem çiftçiler hem de yatırımcılar açısından önemli fırsatlar yaratacağını dile getirdi.
Doğru iş birlikleri, güçlü bir platform
TG EXPO Uluslararası Fuarcılık A.Ş. Proje Direktörü Hamit Özaras da SolarVizyon 2025’in bu yıl ilk kez fuar organizasyonu ile birleşerek çok daha güçlü ve kapsayıcı bir yapıya kavuştuğunu belirtti. Güneş enerjisi ve fotovoltaik sistemlerden inverter ve enerji depolama çözümlerine, elektrikli araç şarj altyapılarından ısı pompalarına kadar sektörün tüm kritik bileşenlerinin aynı platformda buluşturulduğunu ifade eden Özaras, doğru iş birliklerinin enerji dönüşümünde kilit rol oynadığını vurguladı.
Güçlü katılım, zengin ve etkili içerik
Bugün güneş enerjisi kurulu gücünün hızla artmasıyla birlikte inverterler, güç elektroniği, enerji depolama sistemleri ve dijital çözümler enerji altyapılarının vazgeçilmez bileşenleri haline geldi. Şebeke istikrarı, verimlilik ve sistem esnekliği artık bu teknolojiler olmadan düşünülemez hale gelirken, SolarVizyon 2025 bu ihtiyaçlara yanıt veren kapsamlı bir içerik sundu.
Bu doğrultuda organizasyon; güneş panelleri ve PV sistemlerinden inverter ve güç elektroniği çözümlerine, enerji depolama teknolojilerinden montaj yapıları ve EPC hizmetlerine, elektrikli araç şarj altyapılarından ısı pompalarına kadar sektörün tüm kritik bileşenlerini bir araya getiren kapsamlı bir platform olarak kurgulandı.
SolarVizyon 2025; kamu kurumları ve belediyelerden sanayi ve tarım sektörü temsilcilerine, enerji yatırımcılarından konut tipi güneş enerjisi uygulamalarına, akademi ve sivil toplum kuruluşlarından teknoloji geliştiricilere kadar geniş ve nitelikli bir ziyaretçi profiline ev sahipliği yaptı. Bu yapı, SolarVizyon’u yalnızca bir fuar değil; karar vericilerin, uygulayıcıların ve vizyonerlerin aynı zeminde buluştuğu stratejik bir merkez haline getirdi.
Etkinliğe, üniversitelerin enerji, çevre ve mühendislik alanlarında faaliyet gösteren kulüpleri de akademisyenleri ve üst düzey temsilcileriyle katıldı. Bu katılım, enerji dönüşümünde gençlerin ve akademik bilginin rolünü güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıktı.
İki gün boyunca gerçekleştirilen panellerde; güneş enerjisinde büyüme stratejileri, enerji depolama sistemleri, yüzer GES ve tarım GES uygulamaları, YEKA süreçleri, lisanssız yatırımlar ve elektrikli ulaşım gibi sektörün bugününü ve geleceğini şekillendiren başlıklar ele alındı. Tüm paneller yüksek katılımla gerçekleşirken, fuar alanı ve konferans programının entegre yapısı sayesinde SolarVizyon 2025, güçlü bir networking ortamı sundu.
Yoğun ilgi, nitelikli ziyaretçi profili ve zengin içeriğiyle SolarVizyon 2025 – 8. Enerji Dönüşümü Zirvesi ve Fuarı, iki gün süren verimli görüşmelerin ardından başarıyla tamamlandı. Türkiye’nin güneş enerjisinde sahip olduğu yüksek potansiyelin doğru iş birlikleri, doğru teknolojiler ve doğru platformlarla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken organizasyon, enerji dönüşüm sürecine somut katkılar sunarak sektörde güçlü bir iz bıraktı.
Etkinlikler
Intersolar Münih’e ENSİA çıkarması

Temiz Enerji sektöründe Türkiye’nin en kapsamlı kümelenme adresi olan Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA), güneş enerjisi sektöründe dünyanın en önemli fuarları arasında yer alan Intersolar’a kurumsal üye temsilcilerinden oluşan bir heyetle katıldı. Almanya’nın Münih kentinde 7-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen fuara, dünyanın farklı coğrafyalarından bin 800’den fazla şirket ve 100 binin üzerinde profesyonel ziyaretçi katıldı. Heyette yer alan ENSİA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tibet Arbak, dernek bünyesindeki Temiz Enerji Ur-Ge Projesi’ne dahil olan 15 şirketin temsilcilerinden oluşan heyetin verimli iş görüşmeleri gerçekleştirdiğini belirterek, Türkiye’nin son yıllarda rüzgâr endüstrisinde kaydettiği ivmenin Türkiye kaynaklı katılımcı ve ziyaretçi sayısına yansıdığını görmekten mutlu olduklarını söyledi.
Çatı ve yüzer GES’te 200 bin MW potansiyel
Türkiye’nin güneş enerjisinde Nisan ayı sonu itibarıyla 22 bin MW kurulu güce ulaştığını anımsatan Arbak, 2035 yılı için güneş ve rüzgâr enerjisi toplamında belirlenen 120 bin MW kurulu güç hedefini küresel ölçekte heyecan yarattığını ve dikkatle izlendiğini sözlerine ekledi. Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Güneş enerjisinde dünyanın en yüksek potansiyeline sahip ülkeleri arasındayız. Ulusal hedeflerimiz ise tüm dünyadaki yatırımcılar ve EPC şirketleri tarafından yakından izleniyor. Çatı GES’lerde 120 bin MW kurulu güç potansiyelimiz var. Sıfır noktasında olduğumuz Yüzer GES’ler de düşünüldüğünde güneş enerjisinden 200 bin MW kurulu güç seviyesine ulaşmamız rahatlıkla mümkün. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi için bireysel olarak güneş enerjisinden elektrik üretimi ve bunun şebekeye aktarılmasına yönelik kamusal düzenlemelerin rahatlatılması ve güneş enerjisine yönelim hızının artırılması kritik önemde.”
Her yıl en 5 bin MW GES kurulumu
ENSİA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Çekirdek ise Yenilenebilir Enerji’ye yönelik 2035 Yol Haritasının geçen yıl güncellendiğini hatırlatarak, Türkiye’nin, gelecek 10 yılda sadece rüzgâr ve güneş enerjisinde 80 milyar doların üzerinde yatırım yapacağını vurguladı. Bu portföyün dünyadaki en önemli enerji dönüşümü yatırımlarından biri olacağını kaydeden Çekirdek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Mevcut rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücümüzü 2035’e kadar dört katına çıkarmayı hedefliyoruz. Sektörün dinamiklerini bilenler için bu hedeflerin dahi yetersiz olduğunu söylememiz gerekiyor. Sadece rüzgâr ve güneş enerjisinde dört Türkiye’nin enerjisini karşılayabiliriz. 2035 yılına kadar güneş enerjisinde her yıl en az 5 bin MW, rüzgâr enerjisinde 2 ilâ 3 bin MW kurulu gücü devreye alacağız. Geç çıktığımız bu yolda hızla ilerliyoruz ve gelişmiş ülkelerle arayı kapatıyoruz.”
Etkinlikler
Mogan Enerji Avrupa’nın En Büyük Enerji Fuarında Yenilikçi Çözümlerini Sergiledi

Türk mühendisliğini uluslararası arenada sergilemeyi hedefleyen Mogan Enerji, dünya devleriyle buluştu. Toplam 22 santrali ile Türkiye’nin dört bir yanında elektrik üretimi sağlayan Mogan Enerji, karbon ve su ayak izini de hesaplayarak iklim krizine çözüm üretmeye devam etmektedir.
Münih’te gerçekleşen Avrupa’nın en büyük enerji fuarı Uluslararası Yenilenebilir Enerji Fuarı Intersolar Europe’da, fotovoltaik paneller, enerji depolama sistemleri, akıllı enerji yönetimi çözümleri ve hidrojen enerjisi geleceğe yön veren teknolojiler olarak öne çıktı.
Küresel iklim hedeflerine ulaşmada önemli bir rol oynayan sürdürülebilir enerji çözümlerinin tanıtıldığı fuarda yer alan Mogan Enerji, dünyanın dört bir yanından gelen profesyonellere patentli ve aynı zamanda yenilikçi olan çözümlerini tanıttı.
Türkiye’nin en büyükleri arasında
Mogan Enerji CEO’su Ali Karaduman, Türkiye’nin en büyük jeotermal ve rüzgar enerji santrali yatırımcıları arasında olmanın gururunu yaşadıklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Yenilenebilir enerji alanında bir takım AR-GE çalışmalarımızı kendi ekiplerimizle yürüterek patentli teknolojiler geliştiriyoruz ve Türk mühendisliğini uluslararası arenada tanıtmayı hedefliyoruz. Şirketimiz yenilenebilir enerji yatırımlarına devam etmektedir.’’
Su ayak izini hesaplıyoruz
İklim krizine karşı çözüm üretme konusunda yenilikçi çalışmalarının devam ettiğine dikkat çeken Karaduman, ‘’Yurtiçinde Trakya, Ege, Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu santralimiz var. Toplam 22 santral ile gücümüz 1.058 MW. Yılda 3.850.000 MWh elektrik üretim kapasitemiz var. Arnavutluk’ta inşa edilmesi planlanan 74,88 MW kapasiteli yatırım planımız mevcut. İklim krizine karşı çözüm üretmeye devam ediyoruz. Mogan Enerjide 2024 yılı itibariyle karbon ayak izi ve su ayak izini hesaplamaktadır’’ dedi.
Genel1 yıl agoTürkiye’nin ilk depolamalı lisanslı GES’i Konya’da hayata geçiyor
GES Yatırımcıları1 yıl agoYEO ve SEP’ten Romanya’ya 65,8 milyon Euro’luk enerji yatırımı
Genel1 yıl agoGüneş enerjisi 2024 yılında tüm zamanların rekorunu kırdı
Büyük Ölçekli Güneş Projeleri12 ay agoKalyon Enerji’den 520 MWp’lik Yeni Yatırım
GES Yatırımcıları1 yıl agoIC Enterra’nın YEKA Erzin-2 GES Projesinde Üretim Başlıyor
Büyük Ölçekli Güneş Projeleri1 yıl agoYeo Teknoloji, Vodafone İşbirliğiyle 100 Milyon Dolarlık Yap-İşlet-Devret Ges Yatırımı Yapacak
GES Yatırımcıları1 yıl agoTürk Telekom’dan dev GES yatırımı
GES Yatırımcıları1 yıl agoRönesans Enerji ilk GES yatırımı için EPC sözleşmesini imzaladı













